Olay, 26 Mart 2025 günü Diyarbakır’ın Sur ilçesinde başladı. 48 yaşındaki Sedat Karagöz’den haber alamayan yakınları endişeyle 112 Acil Çağrı Merkezi’ni aradı. Karagöz’ün son olarak Kırklar Dağı civarında görüldüğü bilgisi üzerine AFAD ekipleri Dicle Nehri’ne yönlendirildi. İki dalgıç, dört arama kurtarma personeli, özel arazi ve dalgıç araçlarıyla nehir boyunca günlerce süren tedirgin bekleyiş, 31 Mart 2025’te acı bir sonla bitti; Karagöz’ün cansız bedenine ulaşıldı.

İlk bakışta bir kayıp ya da boğulma vakası gibi görünen olay, Adli Tıp Kurumu’nun otopsi raporuyla bir cinayet dosyasına dönüştü. Raporda, Karagöz’ün nehirde boğulmadığı; ateşli silahla vurulması sonucu kafatasında oluşan kırıklar, beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti nedeniyle hayatını kaybettiği belgelendi. Biri tetiği çekmiş, ardından Karagöz’ü nehrin akıntısına bırakmıştı.
BULUNAMAYAN SİLAH
Polis cinayetin izini sürerken güvenlik kamerası kayıtları soruşturmanın seyrini değiştirdi. Sedat Karagöz’ün kaybolduğu günün akşamında, saat 18.00’den itibaren Necati Çetin ile birlikte dolaştığı tespit edildi. İki arkadaş, saatler 21.03’ü gösterdiğinde güvenlik kamerasının görüş açısından yan yana çıktı. Bu an, Karagöz’ün hayattaki son görüntüsü oldu; bir daha kendisinden haber alınamadı.
Kamera kayıtlarının hemen ardından Karagöz’ün ortadan kaybolması şüpheleri doğrudan Çetin’in üzerine çekti ve Çetin, ‘kasten öldürme’ suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ancak cinayet dosyasındaki en kritik halka eksikti: Sedat Karagöz’ün kafasına sıkılan silah ne kadar arandıysa da bulunamadı.

“AİLESİNDEN DAHA ÇOK ÜZÜLÜYORUM”
Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde davanın 3’üncü duruşması görüldü. Kürsüye çıkan tutuklu sanık Necati Çetin, hakkındaki tüm iddiaları reddederken Karagöz ile hiçbir husumeti olmadığını savundu. Çetin, mahkeme heyetine şunları söyledi:
“Sedat’ın ölüm olayıyla ilgili benim uzaktan yakından ilgim yok. Kendisi benim hasmım değil, düşmanım değil. Onunla ticaretim yok. Bir gün bile birbirimize küfür dahi etmedik. Benim hasımlarım vardı. Kolejlere giden oğlum gözümün önünde vuruldu. Ben onları Allah’a havale ettim. Benimle rahmetli arasında bir sorun olmaz. Olay karanlıkta kalmasın, yapanlar ortaya çıkarılsın. Ben cezaevinde olmasam, şimdiye cinayeti işleyenleri ortaya çıkarmıştım. En azından ailesine yardımcı olmuştum. Bana göre ailesi, onu öldürenleri illaki biliyordur. 20 aydır boşu boşuna tutukluyum. Ailesinden daha çok üzülüyorum. Beraatimi talep ediyorum.”
DAVA ERTELENDİ
Cinayetin üzerindeki sis perdesi, eksik deliller ve kayıp silah nedeniyle 20 aydır tam anlamıyla dağıtılamadı. Mahkeme heyeti; kafatasına isabet eden merminin çıktığı silahın akıbetinin araştırılmasına, dosyaya yeni tanıkların dahil edilmesine ve sanık Necati Çetin’in tutukluluk halinin devamına karar verdi.
Duruşma, 9 Aralık tarihine ertelendi.