Olay, Kayapınar ilçesinde gerçekleşti. Kendilerini güvenlik görevlisi olarak tanıtan şahıslar, hemşire Esma Aslan’ın annesi Zekiye Aslan’ı telefonla aradı. Aileye ait kimlik ve adres bilgilerini paylaşarak güven oluşturan dolandırıcılar, Zekiye Aslan’ın 2017 yılında kaybettiği kimlik kartıyla alakalı bir dolandırıcılık vakası olduğunu, kimlik bilgilerini kullanan bir kadının eşiyle birlikte kuyumcudan altın çaldığını iddia ederek, evde bulunan altınları karşılaştırmak amacıyla istediler.

Dolandırıcıların yönlendirmesi üzerine evdeki 1 kilo 200 gram altın, kapıya gelen kişiye teslim edildi. Olay sonrası Aslan’ın şikayeti üzerine başlatılan soruşturmada üç şüpheli yakalanarak tutuklandı. Ancak altınların izine ulaşılamadı.
‘ANNEMİ 4 SAATLİK TELEFON TRAFİĞİYLE İKNA ETTİLER’
Diyarbakır Adliyesi önünde basın açıklaması yapan Esma Aslan, olay günü annesinin evde yalnız olduğunu ve kendisinin hastanede çalıştığını ifade ederek, “Dolandırıcılık olayı 14 Ekim sabahında yaşandı. Annem Zekiye Aslan, evde yalnızken benim de hastanede olduğumu bilen biri veya birkaç kişi tarafından nitelikli telefon dolandırıcılığına maruz kaldı. O gün boyunca 4 saat süren telefon görüşmeleriyle annem adeta hipnotize edilerek, kendilerini emniyet mensubu gibi tanıtan çete liderleri 1 kilo 200 gram altını kapıda teslim alarak gittiler.

Emniyet yetkilileri bize kaç kişi olduğunu belirtmiyor ama kamera kayıtlarından görüldüğü kadarıyla kapıya iki kişi geliyor. Zaten biri doğrudan annemden teslim alıyor. Annem birini görüyor gözcülük yapıyor. İki kişinin binadan çıktığı da tespit edilmiş durumda. Kaç olduklarını bilmiyorum ama altınlar bulunamadı. Emniyetimizin titizlikle yaptığı çalışma sonucunda 24 saat geçmeden iki şüpheli yakalandı ve suçlamaları kabul ettiler. Emniyet yetkililerine sorduk; ‘Altınlarımız nerede?’ dediklerinde ‘Hayır, söylemiyorlar’ cevabını aldık” şeklinde konuştu.
‘14 YILLIK EMEĞİMİN GERİ VERİLMESİNİ İSTİYORUM’
Çalınan 1 kilo 200 gram altının mevcut değerinin yaklaşık 8 milyon lira olduğunu belirten Aslan, avukatı aracılığıyla savcılığa başvuruda bulunduğunu ifade ederek, “Beni yıllarca çalıştığım alın terim bu şekilde kolayca alamazlar. İlk gün zaten 24 saat geçmeden iki zanlı hemen gözaltına alındı. Bir sonraki gün olan 15 Ekim’de annem bizzat teşhis etti ve onlar ertesi gün savcılık tarafından tutuklandılar. Üçüncü kişinin de sonradan tutuklandığını öğrendim. Tutuklanan şüphelilerin aileleri bize ulaşmaya çalışıyor ve bizimle iletişim kurmaya gayret ediyorlar.

‘Uzlaşalım, çocuklarımız masumdur’ diyorlar. Özellikle bir şüphelinin amcası bizi arayıp ‘Yeğenim masumdur’ diyor ama kamera görüntülerinde yakalandıkları için emniyetimiz tarafından tespit edildiler. ‘Gelin payımıza düşen bir lira ise biz iki lira verelim’ diyorlar; utanmadan bunu söylüyorlar. Annem zaten onları tanıyor.
Kendisiyle bizzat muhatap olan kişiler apartmandan çıkarken kamera kayıtlarında net bir şekilde görünmekte. Konuşmuyorlar ve itiraf etmiyorlar; suçu kabul ediyorlar ama altını nereye bıraktıklarını ya da kime verdiklerini söylemiyorlar.
Sonuç olarak şu an fiziki olarak elimizde hiçbir şey yok; görünmüyor bile. Talebim emniyetimizin ve savcılığın yürüttüğü çalışmalarla bu işin arkasındaki başka şebeke üyeleri varsa onların da yakalanmasıdır; gerekli ağır cezaları almaları ve benim uzun yıllar emeğimle kazandığım alın terimin geri verilmesidir” ifadelerini kullandı.